Geri Dönüş    

A.Ü. Tıp Fakültesi
Prof.Dr. Recep Akdur, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı, Halk Sağlığı
Hantavirüs olguları nedeniyle ANKA'dan  görüşlerime başvuran Deniz Günhan'ın haberi yazılı ve digital mediada geniş bir yer buldu. Orijinal metni aşağiya koydum
   

HANTA VİRÜSÜ UYARISI:`ŞEHİRLERDEKİ FARELERE DE BU VİRÜS BULAŞMIŞ OLABİLİR`

-Ankara Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Akdur, son günlerde 8 kişinin hastalanmasına, bir kişinin ise ölmesine neden olan `hantavirüs`ün başta sıçan ve fareler olmak üzere, kemiricilerin dışkı veya salya, idrar gibi salgılarıyla ya da bunların insanı doğrudan ısırması veya bunlarla direkt temas ile bulaştığını söyledi.

-Prof. Dr. Akdur, hastalanan insanların basına yansıyan hikayelerinden bu virüsün yabani farelerden bulaşmış olduğunu düşündürdüğünü ve bunun büyük bir tehlike olduğunu belirterek, `bundan daha da kötüsü şehirlerde, köylerde ve evlerde yaşayan farelere bu virüsün bulaşmış olması olasılığıdır` dedi. Prof. Dr. Akdur, ciddi bir şekilde fare mücadelesi yapılması gerektiğine de işaret ederek, `Ticari ilişkilerde riskli bölgelerden gelen gemilerin, tırların ülke sınırlarından girerken ciddi  şekilde kontrol edilmesi hastalığın yayılması için engel olacaktır` dedi.

ANKARA(ANKA) Türkiye`de ilk kez görülen, Zonguldak ve Bartın`da 8 kişinin hastalanmasına, bir kişinin ise yaşamını yitirmesine neden olan `Hanta Virüs`e karşı uzmanlar uyarıyor. Özellikle hastalığa neden olan farelere karşı dikkatli olmak ve riskli bölgelerde yoğun bir fare mücadelesi vermek gerekiyor. Uzmanlar aksi halde, şehirlerde hatta evlerde bulunan farelere de virüsün bulaşabileceği ve ilerleyen günlerde hastalığın daha da yaygınlaşabileceğini belirtiyorlar.

Ankara Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Akdur, ANKA`ya yaptığı açıklamada, `hantavirüs`ün başta sıçan ve fareler olmak üzere, kemiricilerin dışkı veya salya, idrar gibi salgılarıyla ve bunların insanı doğrudan ısırması veya bularla direkt temas ile bulaştığını söyledi.

Prof. Dr. Akdur, hastalığın insanlarda kanamalı ateş ile birlikte seyreden çok ağır pnomoni ya da böbrek yetmezliği yaptığını  ve her iki tablonun da  ölümcüllüğünün çok yüksek olduğunu belirterek, `Hastalık etkeni ilk defa Kore`deki Hantan Nehri`nde tanımlandığı için Hantavirüs olarak bilinmektedir. Türkiye`de bu virüs ile hastalık ilk defa bildirilmiştir` dedi. En önemli belirtisinin yüksek ateş, titreme, baş ağrısı, bulantı, kusma, pnomoni tipinde ise zatürree belirtileri ile kendini gösterdiğini ifade eden  Prof. Dr. Akdur, `Ayrıca ciltte ve mukozalarda kanamalar,   böbrek tipinde ise böbrek fonksiyonlarının bozulması gibi klinik tablo verir. Kuluçka süresi 12-21 gün kadardır. Hastaların mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir` dedi. Prof. Dr. Akdur şunları söyledi: `Anlaşılıyor ki Zonguldak ve Bartın yöresinde bu virüsle enfekte olmuş fareler vardır. Hastaların basına yansıyan hikayeleri bu virüsün yabani farelerden bulaşmış olduğunu düşündürmektedir. Bunun en büyük tehlikesi ya da bundan daha da kötüsü şehirlerde, köylerde ve evlerde yaşayan farelere bu virüsün bulaşmış olmasıdır. Şayet böyle bir durum ortaya çıkarsa çok daha ciddi sayılarda hastalarla karşı karşıya kalabiliriz.`

-`RİSKLİ BÖLGELERDEN GELEN TIRLARA VE GEMİLERE DİKKAT`-

Virüsün yayılmasını önlemek için hastaların virüsü aldıkları bölgede çok ciddi bir fare mücadelesi yapılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Akdur, `Kentlerde, tarlalarda, evlerde yaşayan farelere virüsün atlaması engellenmelidir` dedi. İklim değişikliği ve hayvan hareketlerindeki değişimlerin de hastalık üzerinde etkili olduğuna işaret eden Prof. Dr. Akdur şöyle devam etti: `Öyle anlaşılıyor ki iklim değişikliği, hayvan hareketlerindeki artış ve ticari faaliyetlerin artması nedeniyle enfekte küçük hayvanlar bölgemize taşınabilmiş, dolayısı ile de, daha önceden ülkemizde görülmeyen hastalıklar da bölgemizde görülmeye başlamıştır. Kuş gribi, KKKA ve ardından da Hantavirüsü hastalığının ortaya çıkması önümüzdeki yıllarda bu tür hastalıklara daha büyük bir önem verilmesi gerektiğini gösteren belirtilerdir. Ticari ilişkilerde özellikle riskli bölgelerden gelen gemilere, tırlara çok dikkat edilmesi ve bunların ülke sınırlarına girerken ciddi şekilde kontrollerinin yapılması gerekmektedir. Bu tür bir fare mücadelenin yapılması bu hastalıkların yayılmasını önleyecektir. Kişisel tedbir anlamında ise her türlü fareden, özellikle tarla farelerinden uzak durulması gerekir. Tarla farelerinin ya da yabani farelerin bulunduğu yerlerde çalışırken eldiven ve maske kullanılmasının yararı olur. Fareler ile temas halinde hemen temas edilen yerin önce bol su ile temizlenmesi ardından da dezenfekte edilmesi yararlı olacaktır.`(ANKA) (DNZ/BÜN) 15.04.2009