Geri Dönüş    

A.Ü. Tıp Fakültesi
Prof.Dr. Recep Akdur, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı, Halk Sağlığı
 Aydınlık Dergisi'nin "Sağlıkta Dönüşüm Konusu"nda yaptığı roportajın orijinal metnini aşağıdan okuyabilirsiniz
   

TAM GÜN YASASI ÇIKTI

SIRA HASTANE BİRLİKLERİ YASASI VE

YABANCI HEKİMLERİN ÇALIŞMASINA OLANAK TANIYACAK YASADA

SAĞLIK ADIM ADIM ULUSLARARASI TEKELLERE DEVREDİLİYOR

 

Hükümetin “sağlıkta dönüşüm projesi” neyi hedeflemektedir?

“Sağlıkta Dönüşüm Projesi”nin hedefi  tüm sağlık hizmetlerinin aile hekimliği ve sağlık kentleri üzerinden yütürüldüğü ikili bir yapıya kavuşturmaktır”.  Böylece bir yandan sağlık hizmetleri özelleştirilirken öte yandan da tamamen tedavi edici hizmetlere yani tüketime dayalı bir temel üzerine oturtulacaktır.

 

Asıl amaç nedir?

Sağlık sektörünü çok uluslu şirketlerin etki alanına sokarak, ulalararası bir pazar haline getirmektir. Bir yandan  her türlü sağlık iş ve işlemleri  uluslararası konsorsiyumların kurduğu sağlık kentlerine kaydırılırken öte yandan da sağlık harcamalarını olabildiğince arttırmak suretiyle, ulasal gelirden olabilecek en büyük payı uluslararası sağlık tekellerine aktarmaktır.

 

Bu projenin içinde hangi yasalar var?

Bir ülkedeki sağlık sektörünü dönüştürmek için, üç alana müdahale eden kanunlar çıkarılır. Bunlardan biri; sağlık hizmetlerinin örgütlenme biçimi ve hizmet sunumu, ikincisi sağlık insan gücü ve üçüncüsü de sağlık finansmanı alanıdır. Hükümet “Sağlıkta Dönüşüm Projesi” kapsamında bu alanları dönüştürecek yasalar çıkarmış ya da çıkaracaktır.

Örneğin birinci alana yani sağlık örgütüne yönelik olarak başlıca; Aile Hekimliği’ne ilişkin yasalar, Kamu Hastaneleri Birliği’ne ilişkin yasalar, Sağlık Kentleri’ne ilişkin yasalar, İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’na ilişkin yasalar çıkarıldı ya da çıkarılacak. İkinci alana yani sağlık personeline yönelik olarak, sağlık personelinin sözleşmeli çalıştırılmasına  ilişkin yasalar, Tam Gün , yabancı hekimlerin çalıştırımasına ilişkin yasalar. Üüncü yani sağlık finanasmanına yönelik olarak ise, SSK, BağKur ve Emekli Sandığı’nın yok edilerek yerine  Sosyal Güvenlik Kurumu kurulmasına ilişkin yasalar ve uzantılarında söz edilebilir.

 

SGK ile eczacılar arasında ki çekişme, Sağlık Bakanlığı ile hekimler arasındaki çekişmenin temeli nedir?

Dönüşüm süreci iki etaptan oluşuyor. Birinci etap 2003-2009 yılları arasında  cereyan etti, 2009 yılının ortasından sonra ise ikinci etap başladı.  Hükümet, sağlıkta dönüşüm projesine halkın ve sağlık çalışanlarının muhalefetini engellemek onun da ötesinde onların desteğini alabilmek için birinci etapta populist bir poilitika izledi. Bir yandan  özel sektörörün teşvik edileceği söylemleri yayılırken öte yandan da eczane, muayenehane, sağlık merkezi  ve hastane gibi küçük sağlık işletmelerini destekleyen bir uygulama ve görüntü sergilendi. Sigortalıların ilaçlarını mahalle eczanelerinden alabilmesi, hastaların istediği yerde muayene olabilmesi (sevkin yok edilmesi) sözleşme imzalayan hekimlere yüksek ücret ödenmesi, döner sermayelerden hekimlere tatminkar paralar (performans) verilmesi gibi uygulamalar  bunların  örnekleridir.  Bu uygulamalar kitlelerin kandırılmasında çok başarılı oldu, başta eczacılar olmak üzere, muyenehane, sağlık merekezi sahibi hekimler ve halk  bu uygulamalara büyük destek verdi. Ben bu döneme “Sağlıkta Dönüşümün Cicim Ayları” diyorum.

Bu uygulamalar ile kitleler kandırılabildi, ancak bu uygulamalar sağlıkta dönüşümün temel hedefleri açısından da iki olumsuz sonuç ortaya çıkardı. Bunlardan birisi sağlık harcamalarının ve bu arada da kamudan sağlığa aktarılan paranın tavan yapması diğeri de, küçük işletmeciliğin yaygınlaşması. Bu sonuçlar sağlıkta dönüşümün temel amacı olan; sağlık harcamalarının doğrudan halkın sırtına yüklenmesi  ve hizmetlerin tekelleşerek sağlık kentlerinde yoğunlaşması  hedefleri ile çelişiyor. İşte bu nedenle de 2009 yılının ortasından itibaren sağlıkta dönüşümün cicim aylarına son verildi ve saldırgan dönemin tetiğine basıldı. Takke düştü kel göründü. Bundan sonra eczacıları, hekimleri ve halkı çok çetin ve çekişmeli günler bekliyor.

 

Hükümet eczacılardan ne istiyor? Eczacılar ne istiyor?

Hükümet “eczacılardan marketlerin çalışanı olmasını istiyor”. Mahalle eczaneleri ve serbest eczacı ilaç marketlerinin önünde bir engel. Bu nedenle de yok edilmeleri gerekiyor. Yok edilmeleri için de her türlü yola başvuruluyor. Kurtla kuzu misali, hiçbir bahane bulunamaz ise “suyu bulandırdın” diyecekler ve  hem serbest eczaneleri hem de serbest eczacılığı yok edecekler.

İlaç fiyat kararnamesi, İlaç fiyatlarının düşürülmesi, SGK’nın eczaneleri ile tek tek sözleşme yapmak istemesi bunların hepsi bahane. Hükümet eczacılara diyor ki; serbest eczacılık sona erinceye dek sen SGK memurluğu yapacaksın,benim tahsildarım olacaksın, zamanı gelince de gidip bir markette  işçi olacaksın. Eczanelerin durumu eski mahalle bakkalları ile marketlerin yaşadığı sürecin aynısı. Kandırıldıklarının farkına varan eczacılar direnmeye başladı. Eczacılar ile SGK çekişmesinin özü bu.

 

Tam gün yasa tasarısı meclisten geçti, bu yasayla doktorların maaşı artacağı söyleniyor o halde doktorlar neden bu yasaya karşı?

Bu gün yarım zamanlı çalışan hiç bir hekimin, tam gün rejimine geçmesi ile geliri artmayacak. Bu söylem keninlikle yanlış. Tam gün yasası hekimlerin gelirini arttırmayacağı gibi  aksine onları standart bir ücrete ve güvencesiz çalışmaya mahkum edecektir. Klasik söylemle beyaz yakalı işçi haline getirecektir. Bu yasa kamu oyunda çok yanlış tartışıldı ve sanki bir ücret artışı yasası gibi lanse edildi. Hekim örgütleri ve sendikalar da “ tam güne evet yasaya hayır” sloganları ile bu yanlış anlamaya katkı verdiler.  Oysa ki tam gün yasası sağlık hizmetlerinde bağımsız hekimliğin ve muayenehene hekimliğinin bitirilmesidir. Serbest hekimlik ve muayenehane “sağlık kentleri ve hastane zincirleri”nin önünde bir engel.bu neenle de yok edilemesi gerekiyor. Hekimlerden “sağlık kentleri ve hastane zincirleri” gibi büyük işletmelerde işçi olması isteniyor

Şüreç en başında söylediğim aile hekimliği ve sağlık kentleri ikilisi dışında hiç bir  hizmet birimi bırakmayacak. Muayenehane, sağlık merkezi, devlet hastanesi, üniversitesi hastanesi hepsi yok olacak. Tıpkı mahalle bakkarlarından büyük alışveriş merkelerine doğru yaşanan süreç burada da yaşanacak

 

Tam gün yasası vatandaşa nasıl yansıyacak?

Tam gün ortamı vatandaşın hekim seçme ve sağlık hizmetlerine ulaşma olanaklarını kısıtlayacak. Yalnızca parası olanın ve parası kadar hizmet alacağı bir ortam yaratacak.Yalnızca eczacılar ve hekimler için değil, halk için de cicim ayı bitti. Katkı payı, fark ödemesi ve hastanelerin sınıflandırılması gibi uygulamalar ile yalnızca “parası olana ve parası miktarında sağlık” hizmeti dönemi başladı.

 

Kamu hastane birlikleri yasasıyla nasıl bir sistem getirilecek? Bu yasanın getirisi ve götürüsü nelerdir?

Çıkarılacak olan Kamu Hastane Birlikleri Yasası’ sağlık hizmetlerini tekelleştirme sürecinin bir parçası. Bu yasa ile kamu hastanelerinin yönetimi önce hükümet yanlısı bir mütevelli heyetine verilecek  sonra da bu yönetimler marifeti ile zamana yayılarak tüm kamu hastaneleri kapatılarak, sağlık kentlerinin önü açılacak.

 

Yabancı doktorların ülkemizde çalıştırılmasındaki amaç nedir?

Sağlık Bakanı; yabancı doktorların ülkemizde çalıştırılmasındaki amacın hekim azlığını gidermek olduğunu söylüyor. Bu doğru değil esas amaç sağlık kentlerinde kurulcak olan  ulusötesi sermayeli konsorsiyum hastanelerine yabancı hekim ve yönetici atamaktır. Uluslararsı sermaye Türkiye’de  kuracağı hastanelerin yöneticilerinin kendi vatandaşı olmasını istiyor. Ayrıca toplumdaki yabancı doktor hayranlığından da yararlanmak istiyor.

Bilindiği gibi Türkiye’de esas  hekim yokluğu ya da yetersizliği kırsalda. Yabancı hekim Türkiye’ye gelip Bursa Kestel ya da Yozgat Fakılı’da çalışmaz.

Prof.Dr.Recep Akdur Ankara Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Ulusal Hekim Birliği Yürütme Kurulu Başkanı