Geri Dönüş    

A.Ü. Tıp Fakültesi
Prof.Dr. Recep Akdur, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı, Halk Sağlığı
Almanya'daki  EHEC salgını üzerene 09.06.2011 tarihinde  yaptığım açıklama basında  çeşitli şekilde yer buldu. Orijal metin ile Yeniçağ Gazeesinde yer alan biçimini aşağıdan okumak olanaklı.
   

YENİÇAĞ GAZETESİ 11/06/2011 Ekran Arısı

Anibal Güleroğlu

Yeni hastalık çıkarmanın moda haline geldiği gerçeğinde toplumu korkutan son öcü, EHEC bakterisi! Ne yazık ki medya da, yetkililerin ‘Türkiye’ye de gelebilir’ açıklamalarıyla körüklenen bu öcüyü eksik bilgilerle halka sunup özellikle salatalık, domates gibi sebzeleri potansiyel düşman konumuna sokmakta. Bu konuda gerçekçi bilgilerse, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur’dan gelmekte...
Halk sağlığıyla ilgili hassasiyetini domuz gribi ve sigaradaki yönlendiriciliğiyle ortaya koyan Akdur, hatalı sağlık politikaları karşısında tıpçıların duyduğu rahatsızlığıysa, 1919’daki tıbbiye hareketinden bayrama dönüşen 14 Mart’ın yeniden ‘direniş’ kimliğine bürünmeye aday olduğu sözleriyle beyan etmiş bir isim! RTÜK yasasıyla tv’de reçetesiz ilaç reklamına izin verilmesini kınayarak, dünyada üçüncü büyük sektör olan ilaç tekellerinin şimşeklerini üzerine çeken Akdur, son olarak EHEC’le ilgili yanlışları saptamakta. Medyada, yeni bir virüs şeklinde sunulan EHEC’in yeni çıkmadığını ve bakteri olduğunu vurgulayan Akdur, sebzelerde değil, kesimlik hayvanların bağırsağında bulunduğunu belirtmekte. Bundan dolayı çiğ et ve ürünleriyle sütten geçebileceğini, hayvan dışkısı bulaşmış sebzelerin riskli olduğunu hatırlatan Akdur’a göre Almanya’nın beyanları da düşündürücü!
16 ülkedeki 2909 vakadan 2844’ünün Almanya’da görüldüğünü; suçlanan İspanya’daysa sadece bir kişide EHEC tespit edildiğini; diğer olayların çoğunda Almanya ziyareti saptandığını söyleyen Akdur, esas merkez olan Almanya’nın suçu İspanya’ya ve sebzelere atıp haksız rekabet yarattığı gerçeğini dillendirmekte. Kuş gribiyle telef edilen kümes hayvanlarını, domuz gribiyle elde kalan aşıları düşünürsek bu saptamanın önemi daha iyi ortaya çıkacaktır. Sağlığın tekel çıkarcılığına kurban verilişinin son örneği EHEC’ten korunmak için gerekli olansa, temizliğe ve çiğ et yememeye dikkat etmek! Bu da zor olmasa gerek...

 

Son günlerde Almanya’dan başlayarak tüm Avrupa’ya yayılan EHEC bakterisi ile ilgili olarak hazırladığım bilgi notu.Recep Akdur

-EHEC BİR VİRÜS DEĞİL BAĞIRSAK BAKTERİSİDİR

Sıcak kanlı hayvanların bağırsağında milyarlarca eşerişia koli bakterisi bulunur. Bunların büyük çoğunluğu zararsız bakteriler iken,  bazı suşlar insanlarda hastalık yapar.  EHEC  bunlardan biri olup  insanlarda ağır hastalık yapar .

EHEC, Entero Hemorajik Eşerişia Koli,kelimelerin baş harflerinden yararalanılarak  üretilmiş bir kısaltmadır. Son salgında rol alan suşu   E. coli O104:H4 ‘dür.  Mayıs ayında başlayan ve halen devam eden son Almanya  salgını nedeniyle güncellik kazandı.  Etken bazı basın organlarında virüs olarak adlandırılmış ise de  etken virüs değil kesinlikle bir bakteridir

EHEC  sıcak kanlıların özellikle de büyük baş ve diğer kesimlik hayvanların bağırsağında bulunan bir bakteri.  Hayvanlarda bulunduğu zaman hastalık oluşturmuyor yalnızca insanlarda kalın bağırsak iltihabına  neden oluyor.  Kalın bağırsakları tutması nedeniyle kişide dizanteriye benzeyen bir tablo ile, yani  yüksek ateş, karında kramplar ve ağrı, kanlı  ishal  ve  bazen kusma ile seyreden bir hastalık yapıyor. 

Bakteriden salgılanan zehir (toksin) kuvvetli bir kırmızı kan hücresi (eritrosit) parçalayıcı(hemolitik). Bu nedenle hastalık sırsında yalnızca bağırsak iltihabı ve kanaması olmuyor aynı zamanda bakterinin salgıladığı toksin kana karışarak kırmızı hücrelerde  yıkıma neden oluyor ve  kan yıkım(hemoliz) ürünleri böbreklerden atılıyor.  Bazı hastalarda kan yıkımı çok ağır seyrediyor ve yıkım ürünlerinin  fazlalığı nedeniyle  böbreklerde   yetmezliğe ve arkasından da kanda üre seviyesinin yükselmesi (üremiye) durumu ortaya çıkıyor.  Tıpta Hemolitik Üremik  Sendrome (HUS)  denilen bu durumun gelişmesi halinde hastanın yaşamını kaybetme tehlikesi artıyor.

 DSÖ Avrupa Bölge Ofisi’nin  bildirdiğine gore  Sekiz Haziran 2011 itibarı ile  Kuzey Almanya merkezli  son salgında Toplam  2909 EHEC enfeksiyonu görülmüş bunun 760’ında Hemolitik Üremik  Sendrome (HUS)  gelişmiş ve bunlardanda 19’u ölmüştür. Geriye kalan 2149  EHEC  vakasından ise 8’i yaşamını kaybetmiştir. Böylece Kuzey  Almanya merkezli  son salgında toplam ölüm sayısı 27 dir.  Hastalık genellikle çocuklarda ve yaşlı hastalarda  ağır komplikasyonlu seyrediyor. Son salgın daha çok 18 yaş üstünü ve kadınları tutmuştur.

Enfeksiyonun kuluçka süresi yani bakteriyi aldıktan sonra belirtilerin görülmesi için geçen ortalama süre 3-5 gün kadardır.Ağır klinik tablo gelişmeyen hastaların tamamı 10 gün zarfında  iyileşir.

BULAŞMADA ÖNCEKLİKLE ET VE ÜRÜNLERİ İLE HAM SÜT ROL OYNAR SEBZE VE MEYVANIN ROLÜ ÇOK DÜŞÜKTÜR.

Bakteri bağırsak orijinli olduğu için, insanlara bulaşma özellikle insan ya da hayvan dışkışı ile bulaşan yiyeceklerin yenmesi sureti  ile oluyor. Bu bağlamda da en tehlikeli yiyecekler et ve et ürünleri ile ham süttür. Özellikle  çiğ etle yapılan yiyecekler ile iyi pişmemiş etlerden yapılan yiyecekler çok tehlikelidir.  Ayrıca insan ve hayvan  dışkısının gübre olarak kullanıldığı , çiğ sebze ve meyve ile de bulaşma  söz konusu olabilir.

HASTALIK YENI DEĞIL.

Bakterinin 1982 yılında Amerika’da  ve daha  sonrada 1996 yılında  Japoya’da  salgın yaptığı biliniyor. Yani yeni tanımlanan bir hastalık değil. 

Almanya yetkilileri hastalığın İspanya özelliklede İspanya’dan ithal edilen sebzeler olduğunu açıklamıştır. Bu doğrulanmamıştır. Doğrulanmasının ötesinde sekiz haziran itibari ile 16 ülkede toplam 2909 vaka görülmüş  olup, bunun 2844’ü Almanya’da yalnızca 55’i diğer ülkelerde bunlardan da yalnızca bir tanesi İspanya’dadır. Diğer ülkelerde görülen vakaların büyük çoğunluğunda Almanya özellikle Kuzey Almanya ziyareti vardır. Yani esas merkez Kuzey Almanya iken, Alman makamları İspanyayı suçlaması ve olayı adeta bir haksız rekabet unsuru olarak kullanması düşündürücüdür.

-KORUNMA ÖNLEMLERİ

-Hastalığa yakalananlar, yani karın ağrısı ve kanlı ishali olanlar,  gecikmeden hastanelerin intaniye kliniklerine başvurmalı, kesinlikle kendi kendine tedavi yöntemlerine başvurmamalı, özellikle antibiyotik ve ishal kesici ilaçlar kullanılmamalıdır.  Bu ilaçlar hastalığın ağırlaşmasına neden olmaktadır.

-Çiğ et ve ürünleri ile yapılan yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Bakteri  70 derecenin üzerindeki sıcaklıkta tahrip olmaktadır. Bu nedenle de özellikle et ve et ürünleri, özellikle kıymadan hazırlanan köfte türü yiyecekler iyi pişirilmeli ve köfte hamburger ve beneri yiyecekleri pişirme sırasında en ortadaki kısımda sıcaklık 72 deredeyi geçmeldir. Bu nedenle de  fastfoot türü beslenme yerlerinde çalışan personelin, el temizliği ve et ürünlerini iyi pişirmesi çok önemlidir.

- Tuvalet kullandıktan sonra eller çok dikkatlice yıkanmalı ve yiyecek hazırlamadan önce eller mutlaka bir kez daha yıkanmaldır.

-Çiğ  ham süt tüketilmemeli ve sokak satıcılarından alınan sütler iyici kaynatılmadan kullanılmamaldır.

-Kaynağı belli olmayan sulama suyu olarak kirli sular, gübre olarak ham hayvan veya insan dışkısı kulanılan sebze meyve tüketilmemeleri.  Çiğ tüketilen sebze ve meyvalar  çok iyi yıkanmalıdır.

- EHEC’den korunmada  DSÖ’nün beş altın kural olarak isimlerdirdiği, 1) el temizliği,  2) güvenli kaynaklardan gıda  malzemesi alma ve güvenli su kullanma , 3) gıdaların buzdolabinda saklaması 4) İyi pişirme, 5) pişmiş ve çiğ yiyeceklerin biribiri ile temas etmemesi ve 5enelde gıda sağlığı özelde ise EHEC’ten korunma için vazgeçilmez önlemlerdir.

Prof.Dr.Recep Akdur

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi  Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı