Geri Dönüş    

A.Ü. Tıp Fakültesi
Prof.Dr. Recep Akdur, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı, Halk Sağlığı
Dünya emekçi kadınlar günü nedeni ile yaptığım açıklama digital ortamda "hekim açısından kadınlar günü"  ya da "hekim gözüyle 8 mart dünya kadınlar günü" başlıkları ile yer aldı (7 mart 2012)
   

HEKİM AÇISINDAN KADINLAR GÜNÜ!

Çarşamba, 07 Mart 2012 11:50

PROF. DR. AKDUR, 8 MART EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ'NÜ KADINLARIN ÇALIŞMA ORTAMINI DEĞERLENDİREREK ANLATTI!

          Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur, Kadın işçilerin erkeklere göre daha ağır sağlık ve güvenlik riski altında olduğunu, belirterek, bu durumun kadınlar lehine düzeltilmesi gerektiğini söyledi.

        Prof. Dr. Akdur, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla  yaptığı değerlendirmede, Dünya Kadınlar Günü’nün kabulünün üzerinden 102 yıl geçtiğini anımsattı. Prof. Dr. Akdur, "Kadınların fizik, fizyolojik ve psikolojik, yapılarının önemli farklılıklar göstermesine karşın hala iş koşul ve ortamları büyük bir çoğunlukla erkeklere göre düzenlenmektedir" dedi.

-"GEBELİĞİN ÖZGÜR BİR ORTAMDA AÇIKLANABİLECEĞİ BİR İKLİM"- 
        Prof. Dr. Akdur, "Çalışan kadınlar, her şeyden önce iş ortamında gebelik olay ve olasılığını hem özgürce yaşayabilmelidir, hem de özgürce-çekinmeden açıklayabileceği bir iklime sahip olmalıdır" diye konuştu. Prof. Dr. Akdur şöyle dedi:

"Bu bağlamda tanı olanaklarından kolayca yararlanabileceği ve gebe olması halinde ilgililerden gerekli sağlık ve güvenlik korunmasını isteyebileceği bir ortam olmalıdır. Gebelik tanısı ile birlikte, iş sağlığı ve güvenliği sistemi gebeye özel bir koruma programı başlatmalı, derhal çalışması sakıncalı iş ve alanlardan uzaklaştırılarak, gerekirse iş değişimi yapılmalıdır. Özellikle uzun saatler devam eden, kas gücünü gerektiren, sürekli yinelenen, kramp ve kasılma yaratan pozisyonda yapılan işlerden, gece vardiyalarından, stresten, gürültüden, müşteri şiddetinden, aşırı sıcak, yemek de dahil her türlü kokudan, kaygan ve ıslak zeminli alanlardan, radyasyon ve toksik kimyasallardan uzak bir alana alınmalıdır.

Gebe çalışanlar için, tanı gününden itibaren, gebelere özgü periyodik tıbbi izlem programı tam uygulanmalıdır. İşyeri sağlık ve güvenlik birimi bunu yapacak olanak ve yetenekte değil ise başta aile hekimi olmak üzere, diğer sağlık birimleri ile eşgüdüm sağlanmalı ve izlemler işyeri hekimi ile diğer kuruluşlar tarafından entegre bir biçimde yürütülmelidir. Kadın çalışana bu kontrollerini yaptırması için izin gereğinde de ulaşım sağlanmalıdır.

Zamanı geldiğinde doğum öncesi ve sonrası izinlerini eksiksiz kullanmalı ve işyerinden ayrı olduğu bu süre ona işyerinde herhangi bir şey kaybettirmemelidir. Emzirme döneminde özgürce bebeğini emzirebilmesi için başta izin olmak üzere her türlü imkan tanınmalıdır.

Ev, annelik ve iş üçgeni arasında yaşadıkları sorumluluk ve stres nedeniyle bir yandan dikkati daha dağınık olan kadın çalışan öte yandan da bu üçlünün yarattığı baskı nedeniyle yoğun baş ağrısı ve anksiyete yaşar. İş ortamı kadınların bu üçgendeki işlevlerini rahatça karşılayabileceği olanaklar sağlamalıdır. Anneliğini en rahat yaşaması ve annelik anksiyetesini en aza indirmek için işyeri kreşi çok önemlidir."

-KADINLARIN KARŞI KARŞIYA KALDIĞI RİSKLER- 
        "Kadınların beden ölçüleri erkeklerden daha küçük olup, erkeklere göre daha kısa, daha hafif ve daha az kaslıdır" diyen Prof. Dr. Akdur, iş ortamlarında kadınların cinsiyetlerinden dolayı, maruz kaldıkları riskleri şöyle sıraladı:

"Buna karşılık hemen bütün makine ve işlerin ergonomik ölçüleri erkeklere göre ayarlanmıştır. Bu yetmezmiş gibi, bireysel koruma malzemelerinin büyük çoğunluğu erkek ölçülerine göre yapılmıştır. Kadınlar genellikle erkekler tarafından yeğlenmeyen işlerde çalışırlar, Birçok kimyasal kadınlarda daha düşük doz ve sürede daha ağır sağlık sorunlarına yol açar. İş yaşamında kadın inisiyatifi erkek inisiyatifine göre daima daha az belirleyicidir.

Kadınlar düzenli olarak menstürasyon görür ve her ayın belli günlerini bu fizyolojik ve psikolojik konumda yaşarlar. Kadınlar gebelik loğusalık yaşar ve annelik yaparlar. Kadınların menapozu erkeklerin andropozuna göre çok daha ağır yaşanır."

-"İŞ MAKİNALARI KADINLARA GÖRE DE DÜZENLENSİN"- 
         İş makinelerin, iş ve işyerlerinde genelde erkek beden ölçü ve gücüne göre dizayn edildiğini ve aynı makineyi kullanan aynı işi yapan ya da aynı işyerinde çalışan kadınların erkeklere göre daha ağır iş yapıyor konumda olması sonucunu doğurduğuna da dikkat çeken Prof Dr. Akdur şöyle devam etti:

"Makine ve insan arakesitleri dolayısı ile de komuta kontrol işlemleri hem antropometrik ölçüler hem de kas gücü açısından kadınları zorlar. Bundan ötürü hemen istisnasız tüm kadın çalışanlarda işe bağlı olarak eklem ve kas (özellikle boyun, omuz, sırt, el-bilek, diz ve ayak) ağrıları erkeklerden kat kat daha fazladır.

Bunlar genellikle göze görünmeyen, ölüm, sakatlık ya da diğer hastalıklar gibi istatistiklere yansımayan sorunlardır. Bu nedenle de her anlamda ihmal edilirler. Bu tür yakınmaların sıklığı ve fazlalığı sağlık çalışanları ve işyeri hekimlerinde kadınlara karşı adeta bir duyarsızlık oluşturur ve görmezlikten gelme ya da basit palyatif reçetelerle geçiştirme alışkanlığı kazandırır.

Tezgah ölçüleri, malzeme ağırlıkları ve kas yorgunluğu nedeniyle kadınlar daha sık malzeme düşürür ve bunun olumsuz sonuçlarına daha çok maruz kalırlar. Sorumlu kişi ve kurullar konuyu bir sağlık ve güvenlik sorunu olarak algılamak ve ele almak yerine kadınların daha dikkatsiz, "sakar' oldukları gibi bir yaklaşım sergilerler.

Kadınların erkeklerin tercih etmediği temizlik vb hizmet işlerinde çalıştırılması onların kimyasallarla daha sık temas etmelerine bundan ötürü de erkeklere göre daha sık cilt sorunları yaşamalarına neden olur. Bu tür cilt yakınma ve sorunlarını sık sık dile getirmeleri onların ciltlerine daha düşkün oldukları şeklinde bir algılanması dolayısı ile de bu şikayet ve sorunlarına duyarlı davranılmaması sonucunu doğurur.

İş ortamında yaşanan ve doğrudan kadın cinsiyetine özgü olan riskler daha çok, menstürasyon, gebelik, loğusalık, emziklilik, annelik ve menapoz gibi kadınların üreme işlevlerinden ileri gelir."

-"SORUNLARIN AŞILMASINDA İKİ ANAHTAR KİŞİ"- 
        Prof. Dr. Akdur, başta ILO sözleşmeleri olmak üzere uluslararası sözleşmelerde ve ulusal yasalarda, kadın çalışanın sağlık ve güvenline ilişkin birçok düzenleme getirilmiş olmasına karşın, bunlar günlük yaşama yansımamakta ve kadınların işyerlerinde cinsiyetlerine bağlı olarak daha ağır güvenlik ve sağlık sorunları yaşamasının önlenemediğini bildirdi. .

          Düzenlemeleri yaşama geçirme ve kadınların işyerlerinde erkeklerden daha ağır güvenlik ve sağlık sorunları yaşamasını önlemede iki anahtar kişi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Akdur, şöyle dedi:
"Bunlardan biri kadın çalışan iken diğeri de işyeri hekimidir. Kadın çalışan haklarının bilincinde olmak ve onu her kademede (işyeri sendika vb) talep ederek savunmaktan sorumludur. İşyeri hekimi ise bunları gözetmekten sorumludur. Ayrıca işyeri hekimi yukarıda başlıcası özetlenen sorunları işverenden, sendikadan ve hatta çalışanın kendisinden daha iyi bilen kişidir. Konuya daha duyarlı yaklaşarak, hem tarafları bilgilendirmek hem de tıbbi yetkilerini kullanmak sureti ile kadınların işyerlerinde yaşadıkları sorunları önemli oranda azaltabilir."