Geri Dönüş    

A.Ü. Tıp Fakültesi
Prof.Dr. Recep Akdur, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı, Halk Sağlığı

 TSS, Türk Sağlık-Sen dergisine verdiğim mülakaat  "Sağlıkta Avrupa Birliği Yalanları" başlığı altında  Türk-Sağlık Sen dregisinin 13. sayısıda yayımlandı. Mülakaatın ayrıntısı ekte sunulmuştur.

   

TSS

Türk Sağlık –Sen Sayı :13 yıl 2007 Nisan Mayıs Haziran sayısı

 

SAĞLIKTA AVRUPA BİRLİĞİ YALANLARI

 

Türkiye’de son dönemde sağlıktaki tüm değişiklikler ile ilgili olarak iktidar tarafından AB istiyor, AB ülkelerinde sistem böyle işliyor bahanesi ileri sürülüyor. TSS olarak bizde AB’nin  ve AB’deki ülkelerin sağlık politikaları ve Avrupa Birliği’ndeki sağlık uygulamaları hakkında birçok bilimsel çalışmaya imza atmış, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı  Sayın Prof. Dr. Recep Akdur’a sorduk.  Akdur hükümetin Türkiye’de sağlıkta yaptığı değişikliklerin AB ile hiçbir ilgisinin olmadığını aksine, bu değişikliklerle AB’nin bazı genel kurallarının ihlal edildiğini, AB’nin hiçbir ülkenin sağlık politikasına müdahale etmediğini belirtiyor. Siyasilerin AB bahanelerinin yanlış ve yalan olduğunu dile getiren Akdur  bu bahanelerin  küresel sermayeye hizmetin bir kılıfı olduğuna dikkat çekiyor.

 

TSS: Sayın Akdur Hükümet her yaptığı değişikliği AB istiyor, AB ülkelerinde böyle yapılıyor diyerek savunuyor. Son olarak torba yasayı da AB’ye bağladılar? Nedir bu AB kriterleri? Bütün AB Ülkelerinde Sağlık sistemi aynı mı?

Akdur:  Sağlık veya herhangi bir alandaki AB politikası dediğimiz zaman mutlaka AB’nin tüzel kişiliğinin kural ve belgelerine bakmamız lazım.  AB Zirvesi var, AB komisyonu var, AB parlamentosu var. AB’nin genel müdürlükleri var.AB politikaları  bağlamında bunların söyledikleri, yazdıkları esastır. Bunlardan çok daha önemlisi AB yazılı kurallarında yani Anayasa taslağında, sözleşmelerinde ve direktiflerinde olanlar önemlidir. Bunun ötesindekilerin hiçbirisi AB’nin  resmi  politikası değildir. AB’yi bağlamaz. Hiç kimsede bu söylediğim çerçevenin dışındaki uygulamaların AB’nin  politikası olduğunu iddia edemez. Oysa Türkiye’de bazı politikacılar diyor ki ben Almanya’da, İngiltere’de, İspanya’da gördüm. AB’de işler şöyle yapılıyor diyor. Almanya’da gördüğü Almanya’nın işi, İngiltere’de gördüğü İngiltere’nin politikasıdır. Ülkelerin yaptıkları AB’yi bağlamaz. Diyelim ki AB Parlamentosunda Yeşiller Grubu biz şöyle istiyoruz diye bir açıklama yapıyor; hemen bizden birileri çıkıp bakın AB böyle istiyor diyor. Hayır hiçbir manası yok. Aynı şekilde,  AB’nin genişlemeden sorumlu komiserinin, ya da tüketiciyi koruma ve halk sağlığından sorumlu komiserinin ben bu konuda şöyle düşünüyorum demesi fazla bir anlam ifade etmez. Bunlar AB’nin politikası değildir. Bu söylenenler sadece söyleyen kişi ya da grupları bağlar.

 

TSS: Yani Avrupa’dan gelen her söylem veya tavsiye AB’nin politikası değil

Akdur: Tabi ki Türkiye’de yapılan en büyük yanlışların başında bu geliyor. İster resmi makamlar olsun isterse sokaktaki vatandaş olsun. Avrupa Birliğinde  bir yerdeki gördüğü bir uygulamayı AB birliğinden birinin söylediği sözleri bize ya iyi niyetle ya da  kötü niyetle AB politikası olarak lanse etmeye çalışıyorlar.

 

TSS: AB’nin Sağlık politikası konusunda herhangi bir dayatması yok mu ?

Akdur: AB Anayasa taslağı kral koyma erkini iki temel başlığa ayırıyor.  Bunlardan bir tanesi doğrudan doğruya AB kuruluşlarının erkine bağlı olan, koyacağı kurallara bütün üyelerin uymak zorunda olduğu alanlardır. Bunlara paylaşılmayan yetkiler de deniyor. İkincisi ise; kural koyma erkini üye ülke ile paylaştığı, genel ilkeleri AB’nin belirlediği, ancak  ayrıntılı düzenlemeyi, kural koymayı üye ülkenin kendisine bıraktığı alanlardır.  Bu bağlamda baktığınız zaman şu andaki anayasa taslağına göre sağlık alanı paylaşılan yetki alanlarından birisidir. Yani sağlık alanında her ülke kendi sistemini kendi belirleyecek, ama bu çok genel bazı insani kurallara uygun olacak. AB’nin yetkisi bu çerçevededir. Yoksa Türkiye’de söylendiği gibi Örneğin sağlık hizmetleri aile hekimliği sistemi ile götürülecek AB böyle istiyor ya da bütün AB ülkelerinde sistem böyle işliyor demek çok yanlış hatta yanlışında ötesinde kasıtlı söyleniyorsa yalan. Çünkü AB’ye  bağlı ülke sayısı  25 oldu. 2 daha ekleniyor 27 olacak. 27 ülkenin de kendine özgü sağlık politikaları var. Yani birisinin çıkıp ta tüm AB’de aile hekimliği sistemi vardır demesi kadar yalan ve yanlış bir şey olamaz.

 

TSS: İktidar tarafından AB’de Röntgen teknisyenlerinin çalışma süreleri 7,5 saat, bizde yükseltmeliyiz denilerek “Torba Yasa” ile bu konuda düzenleme yapıldı.

 

Akdur: Kesinlikle böyle bir şey yok. AB tarafından, bu tür ayrıntılar ile ilgili bir görüş belirtilmiyor. AB’nin genel kuralı var. Diyor ki; çalışanların, sadece sağlık çalışanı için de söylemez,  tüm çalışanların haftalık çalışma süresi 40 saat olmalıdır.

 

TSS: Ama bakanlık sağlıkçıları  haftada 45 saat çalıştırıyor.  AB’nin gerçek kurallarına  uymuyor?

Akdur: Evet  bakanlık bunu artısıyla yapıyor. Sağlık çalışanlarını 45 saat çalıştırıyor. Bu konuda AB kriteri dinlemiyor.  Özetle ayrıntıda AB’nin bize önerdiği ve günlük siyaset anlamında dayattığı hiçbir düzenleme yoktur. Saatler bağlamında sadece çalışan hakları bağlamında vardır. O da  haftalık çalışma süresi 40 saattir. Sen bunu nasıl düzenlersen düzenlersin. Yine aynı politika konusuna dönersek,  Türkiye’de hep şöyle söylenir; Biz genel sağlık sigortasına geçiyoruz. Çünkü AB istiyor. Kesinlikle böyle bir şey yok. AB ülkelerinin her birinin sağlık hizmetlerini finanse ettiği sistem ayrıdır.  İngiltere genel bütçeden yapıyor, Almanya sigortacılıkla yapıyor. AKP hükümeti sağlıkta dönüşüm programı uyguluyor.  Sağlıkta kendi adına eklediği bir takım dönüşümleri var. Örneğin diyor ki sağlık personeli sözleşmeli olacak. Çünkü AB istiyor. Kesinlikle böyle bir şey yok. AB bir kere sağlık hizmetleri bağlamında üye ülkelerin toplumunun sağlığını üstlenmiyor. Sağlık alanı tamamen paylaşılan bir alandır. Tamamen ülkenin kendi ulusal kaynaklarına, ulusal politikalarına bırakılmış bir alandır. AB sadece çok genel ilkeleri koyar. İnanların sağlık hizmeti alması doğuştan kazanılmış temel bir haktır, İnsanlara sağlık hizmetleri eşit ulaşmalıdır der. Gerisine karışmaz, her ülke bunu kendi yöntemleri ile sağlar.

 

TSS: Avrupa Birliği genelde halkın sağlığına önem verir mi diyorsunuz ?

Akdur: AB’nin tüzel kişiliği anlamında sağlık hizmetlerinden kesinlikle koruyucu sağlık hizmetleri anlaşılır. Zaten genel müdürlüğün adı da Tüketiciyi Koruma ve Halk Sağlığı Genel Müdürlüğüdür.  Yani AB hastaneler nasıl olacak? Özel mi olacak? Devletin mi olacak? Hiç tartışmaz. Sadece AB genel kural koyar. Der ki; vatandaşlar sağlık hizmetlerinden hastane hizmetlerinden eşit yararlanabilmeli. Sen istersen özelle götür. İstersen devletle. İster genel sağlık sigortası ile götür. İstersen genel bütçe ile götür. O senin bileceğin iş. O ülkenin şartlarının belirleyeceği bir iş.

 

TSS: Hükümet sağlıkta AB uyumu diyor ama AB yetkilileri Türkiye’nin sağlığı ile ilgili olarak pek konuşmuyorlar ?

Akdur: AB  Türkiye’de bebeklerin ölmesiyle ilgilenmiyor. AB’nin siyasal yetkililerinden hiçbirisinin Türkiye genelinde ishal çok yaygın diye beyanat  verdiğini duyduğunuz mu? Şu andaki AB yetkililerinin  Türk halkının sağlığı ile uzaktan yakından ilişkisi yok. Umrunda bile değil. Tüzel kişiliğin var ama. AB’nin genel kuralları; koruyucu hizmetlere önem verilmesi, halka eşit davranılması, birinci basamağa önem verilmesi yönündedir. Olaya o manada bakarsak AB’nin Türkiye ile ilişkisi var. Ama yetkilileri anlamında bakarsak; Türk halkının sağlığı AB’nin hiç umurunda değil. Buraya geldikleri zaman ne söylüyorlar? Hiç sizin memleketinizde basit hastalıklardan insanlar ölüyor diye söylediler mi? Onların derdi başka. 

Avrupa Birliği birinci basamağa dayalı sağlık hizmetleri tüm yurt geneline yayılmış olmalı derken hükümet  sağlık ocaklarını kapatıyor. Türkiye’de 6200 tane sağlık ocağı var.  Bunlar  heba ediliyor. Sonra da AB’ye uyum sağlıyoruz deniliyor. O manada da Avrupa Birliği olayında çift taraflı yanlışla, yalanla karşı karşıyayız. Bir taraftan AB yetkilileri iki yüzlülük yapıyorlar. Gelip Türkiye’de farklı şeyler söylüyorlar. Bir taraftan da bizim siyasilerimiz AB için yanlış yalan bilgiler söylüyorlar iki tarafta da aslında kendi çıkarına bizim kamuoyumuzu  bilinçli olarak yönlendirmek istiyorlar.

 

TSS: AB’nin sağlık alanında üye ülkelerle yürüttüğü politikalar var mı?

Akdur: AB sağlık politikası  anlamında bazı alanlarda üye ülkelerle birlikte hareket edilmesini istiyor.  Kanser, biyolojik savaş, kuş gribi ve hava kirliliği gibi konularda üye ülkelere kendi başınıza bunların altından  kalkamazsınız AB olarak birlikte yapalım diyor. AB’de Halk sağlığı programları vardır. Birlik bunlara önem verir. Ya da AB ülkelerinin ortak  sağlık politikası nedir dediğimizde bu programlardan söz edebiliriz. 

 

TSS: AB ülkelerinde yürütülen sağlık politikalarından bahsedebilir misiniz ? Bu ülkelerde Sağlık göstergeleri nasıldır ?

Akdur: AB’de her ülkenin kendine özgü sağlık sistemi var ama sonuç olarak gelinen noktada özellikle AB’nin ilk 15 ülkesinde toplumun sağlık  düzeyi oldukça yüksek. Bunu Almanya’da sigorta sistemi ile götürmüş. İngiltere devlet bütçesiyle götürmüş. Almanya sigorta hekimi ile İngiltere pratisyen hekimle yürütmekte ulusal sağlık hizmetini.

 AB ülkelerinde sağlık  düzeyi bize göre çok iyi. Örneğin bebek ölüm hızı onlarda binde onun altında, bizde yirminin üstündedir. Beklenen ömür bizden 6-7 yıl daha uzundur.  Ama burada önemli olan hadise şudur.  Herkes kendi yolunu bulmuş AB ülkelerinin bazılarında toplumun sağlık düzeyinin çok yüksek olması sağlık hizmetlerinin kaliteli verilmesi tek bir yöntemle yapılmış değil. Yani hepsinde de, genel sağlık sigortası var da onun için değil. Kendi koşullarına hangi yol uygunsa ülke onu seçmiş.  AB tüzel kişiliği için bu durumum bir sakıncası yok. Sen toplumun sağlık düzeyini yükselt de nasıl yükseltirsen yükselt diyor. AB’ine yeni üye olan ülkelerin sağlık göstergeleri bizden çok iyi değil. Örneğin Romanya’nın, Slovenya’nın, Bulgaristan’ın ve  Litvanya’nın  sağlık göstergeleri bizden çok  iyi  değil.

 

TSS:  Sağlık Bakanı ise sürekli olarak her yerde AB sonuncusuyuz diyor. Hekim sayısında en sondayız diyor.

Akdur: Bizimkiler hekim sayısını dolamışlar ağızlarına. İngiltere’deki hekim sayısı bizden çok yüksek değildir. 100 bin kişiye düşen hekim sayısı bizde 127. İngiltere’de 163. Arada pek bir fark yok. 2020 yılında biz bu sayıya ulaşacağız. Senede 5000 hekim mezun ediyoruz. Hekim eksikliğinden kırılmıyoruz yani. Kahrolacağımız bir durum yok.Bu tamamen duygusal sömürü. 

 

TSS:  Ortada böyle bir tablo varken ve AB’nin sağlık konusunda bize ayrıntılarda herhangi bir tavsiyesi, önerisi yok iken, Hükümet sağlıkta yaptığı her değişik için AB istiyor şeklinde bir söylemde ısrar ediyor?

Akdur: Özellikle son zamanlardaki iktidarlar bütün düşüncelerinin arkasına şu cümleyi ekliyorlar; “AB istiyor”. AB’nin politikası budur diyorlar. Örneğin; deniliyor ki AB’ye girdiğimiz zaman sokakta gıda satılmayacak.  Zaten şimdi de Türkiye’de açıkta gıda satılması yasak. Peki AB’ye girdiğimiz zaman Ankara’nın sokaklarına AB zabıtası mı gelecek? AB zabıtası mı kontrol yapacak?  Hayır. Yine biz yapacağız. Bizim zabıtamız yapacak. AB efsaneleridir bunlar. Sağlık politikası bağlamında da şu anda iktidarın uyguladığı sağlıkta dönüşüm programının hiçbirinin AB’nin istediği politikalar ile alakası yoktur. Torba yasa meclisten geçti. 1219 sayılı kanunun bazı maddeleri değiştirildi. Yabancı hekim çalıştırılmasına imkan tanındı. AB böyle istiyor diyorlar.  Çok kötü bir yalan. AB ilişkilerinde mütekabiliyet (karşılıklılık) vardır. AB diyor ki; “benim üyem olduğun andan itibaren AB vatandaşları senin sınırların içerisinde  de çalışabilir. 2004’te İlerleme Raporu’nda açık bir ifadeyle AB’ye Türkiye üye olsa bile Türk vatandaşlarına serbest dolaşım hakkı tanınmayacaktır denilmektedir. Şimdi bizim vatandaşımıza serbest dolaşma hakkı tanınmayacaksa diğer AB ülkesi vatandaşlarının da Türkiye’de çalışması gerekmez. Kaldı ki  bu torba yasa ile yalnızca AB vatandaşlarına değil, tüm dünya vatandaşlarına bu hakkı  verdiler. AB böyle istiyor diyorlar. Bir kere bizi 20 yıldan evvel almayacaklar.  Alsalar bile  Türk vatandaşlarına Serbest dolaşım hakkı verilmeyecek. Bunları bir kenara bırakalım her şey olumlu gerçekleşse bile, biz ne zaman bunu kabul etmek zorundayız ? AB’ye üye olduğumuz zaman. Kim için kabul etmek zorundayız? Sadece AB üyeleri için. Hükümetin her türlü politikasının arkasından AB böyle istiyor demesi hoş bir şey değil tabi. Bu bizim gözümüzden kaçmıyor. Aslında bu torba yasadan çıkan yabancı hekim hikayesi  AB’ye uyumla ilgili değil.

 

TSS: Yabancı hekimde ki amaç nedir ?

Akdur: Sağlık hizmetleri uluslararası sermayeye açılmak isteniyor. Bu sermayenin bazı odakları ile anlaşmaları yaptılar bile. Örneğin Suudi-Alman işbirliği var. Suudi Germany Hospital Groups diye. Bunlar Türkiye’de 15 bin yatak  planlıyorlar.  Üç büyük kentte 4  sağlık kenti yapacaklar.  Sonra 400 yataklı hastanelerle Türkiye’yi ağ gibi örecekler. Ağızlarından çıkan ilk laflardan biri 1 milyon 300 bin dolar yatırım yapacağız oldu. Belki de hükümetle anlaştılar. Geçen yıl Suudi Arabistan Kralı geldiğinde Heyette bu grubun  yetkilisi Batterjee de vardı. Batterjee Biz Başbakanla prensipte anlaşmaya vardık, ne zaman müsaade ederlerse önümüzü açarlarsa, 15 bin yatak planlıyoruz dedi.  Sağlık kentleri kuracaklar bu kentlerin içinde spor salonları, oteller, kimya fabrikaları hatta tıp fakülteleri olacak Türkiye’de yabancılara tıp fakülteleri açtıracaklar.

 

TSS: AB’ye uyumluluk maskesinin ardında kürsel sermayeye hizmet etme gayesi mi var 

Akdur: Bu tür kentlerde  bizim insanımızı asgari ücretle çalıştıracaklar. Bizim insanımızın emeğini, halkımızın sağlığını uluslar arası sermayeye sömürtecekler. Buna ortam hazırlamak için, bu sistemde çalışacak yabancı  hekimleri çalıştırabilmek için Türk vatandaşı olmak şartını kaldırıyorlar. Sonra da bunun adına AB’ye uyum diyor ? Koskocaman bir bahane. kesinlikle AB’ye uyumla bir alakası yok. Şu anda yapılanların tamamıda AB’nin ötesinde küresel sermayeye hizmet etmedir. Türkiye ye çalışmak için AB’den hekim gelmez. Onlar da gelirse de Yozgat’ta, Kırşehir’de, Hakkari Çukurca’da çalışmazlar. Bakan da diyor  ki kamuda çalıştırmayacağız. Ne yapacağız o zaman. Onlar bu bahsettiğim sağlık kentlerinde çalışacaklar. Düzenleme tamamen bu amaca yönelik.

 

TSS: Sağlık alanında yaşanan önemli gelişmeleri ilk olarak hep başbakanın ağzından duyduk Yabancı doktor, Sağlık kentleri gibi.  Küresel sermaye ile yapılan bu görüşmeler sonrasında mı bu açıklamalar geldi.

Akdur: Çünkü Başbakan Suudi-Germany Hospital Groups’un  yetkilisi Batterjee ile görüştü.

 Baterji diyor ki biz başbakanla anlaştık.  Buraya yatırım yapacağız.Sağlık kentleri  kuracağız.

Bazı odaklar sağlık hizmetlerini yabancı sermayeye devretmek için  1998 yılanda zamanın hükümetine tazyike başladı. O zamanki hükümet şöyle bir cevap verdi: Başta 1219 sayılı yasa olmak üzere; var olan yasalarımız buna uygun değil. Kanunlar uygun olmadığı için bu işlemleri yapamayacağız dediler. Adamlar 4 sene beklediler. AKP ne yapmış 2005 yılında bir- değişiklik yapmış devlet hastane kiralayabilir diye sonra  Batterjee ile ilke anlaşmasına varmış. Sanıyorum 2006 yılına ağustosunda geldi. Ondan sonra 2007’nin şubatında torba yasa  çıktı. Torba yasa ile; bu antlaşmalara engel olan maddeleri ortadan kaldırıyorlar.

Şimdi bu torba yasa ile başka şeylerde gözden kaçıyor. Bu sağlık kentleri kurulduğu zaman bu sağlık kentlerinin arsasını bedava verecekler. Sonra bu kurumları kiralamış gibi yapacaklar. Bunlar kamu kurumu niteliğinde olacak. Bu arada, AB’ye uyumdan başka gerekçelerde ekliyorlar. Biz sağlık turizmine açılacağız diyorlar. Suudi-Alman hastaneler grubunun bütün Kuzey Afrika’da ve Ortadoğu’daki büyük kentlerde hastanesi var. Bu nedenle oralardan Türkiye’ye hasta gelmesi beklenmez. Sağlık turizmi için insanlar nereden gelecek ? Kısacası  kurulacak bu hastaneler iç pazara hizmet edecekler.Türkiye’de sağlık ciddi bir rant kapısı olarak görülüyor ve bu değişikliklerle bu rant küresel sermaye aktarılmak isteniyor. Olayın özü budur.