Geri Dönüş    

A.Ü. Tıp Fakültesi
Prof.Dr. Recep Akdur, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı, Halk Sağlığı

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi 70. Dönem mezunları töreni 5 Haziran 2015 tarihinde Fakültenin Sıhhıyedeki Morfoloji binasında yapıldı

Dönem birincisi Dr Fatma Zehranın konuşması ilgi çekti. Bu  konuşmanın tam metnini aşağıdan okuyabilirsiniz

 

Sayın Rektörüm, Sayın Dekanım, Sayın hocalarım,

Sevgili arkadaşlarım, Saygıdeğer ailelerimiz, 

Mezuniyet Törenimize hoş geldiniz. Mezun olmanın gururunu yaşadığımız bugünde bizleri yalnız bırakmadığınız için arkadaşlarım ve şahsım adına teşekkürü bir borç biliyorum.

Hayal ettiğiniz her şey gerçektir der Picasso. Hayal ettim.  Yıllarca bu günün hayali ile yaşadım. Bir gün bu kürsüye çıkacaktım ve bu konuşmayı yapacaktım...  Bugün bu kürsüde bulunuyorsam, hayalimin gerçekleşmesinde en büyük desteği veren,  her anımda yanımda olan fedakar insan annem Gönül Babayiğit’e, babam Mehmet Babayiğit’e, benden hiçbir zaman desteğini esirgemeyen, tavsiyeleriyle hayatıma ışık tutan biricik ablam Sibel’e, ailemin geri kalan tüm üyelerine, gönlümü koyduğum mesleğime   bir kez daha âşık olmamı sağlayan bir birinden kıymetli saygıdeğer hocalarıma, kimi zaman üzüldüğümüz, kimi zaman güldüğümüz, kader birliği yaptığımız sevgili dönem arkadaşlarıma ve onların ailelerine de teşekkür ederim.

Altı yıl çok çabuk geçmiş gibi gelse de, bizler bu süreçte epey zorlandık. İlk 3 sene aldığımız temel derslerde, pratik sınavlarda, “zilli sistemle” zamanla mücadele etmeyi ve yapılan sınavlarla TUS’a hazırlanmayı da öğrendik. Klinik bilimlere girdiğimiz yıllarda stajyer doktor olarak anamnez alma ve fizik muayene yapma becerisini kazandık. Birçok bölümde bazen iş yükünü karşılayan,  getir-götür işlerini yapan bir personel, bazen kan alıp tansiyon ölçen kan şekeri bakan bir hemşire, bazen de bilgisayara veri giren bir sekreter olduk. Bazen öyle talihsizlikler yasadık ki, adının öğrenilmesine gerek olmayacak kadar değersizmişiz gibi hissettik.

Bazı istisna bölümlerde ise kendimize güvenimizi ve özsaygımızı kazandık, hastayla baş başa kaldık, hasta muayene ettik, takibini yaptık, hocalarımızın, uzman ve asistan hekim abla ve ağabeylerimizin tecrübelerinden yararlanarak meslek yaşamımıza dair pratik ve teorik bilgiler kazandık. Yeri geldi insan hayatını kurtarmanın mutluluğunu, hekim olmanın haklı gururunu tattık. Yeri geldi dünyaya merhaba diyen bir geleceğin müjdesini verdik endişe ve heyecan dolu bakışlara…

Her zaman mutluluklara tanık olmadık elbet... Hüzünler de yaşadık... Kimi zaman bir hasta yakınına “hastanızı kaybettik” demenin hüznünü yaşadık, yıkıldık… Bazen de yeni doğan bir canı yaşatamamanın kahrını taşıdık, ağladık... Böylece hekim olmanın anlamını kavradık ve ne kadar kutsal ve saygın bir mesleğimizin olduğunun bilincine vardık. Ve şimdi 6 yıl geçti okula başladığımızdan beri. Daha dün gibi... Bugünse mezun oluyoruz...

Bugün gururla mezun olmanın, pratisyen doktor olarak atılmanın heyecan ve mutluluğunu yaşarken, bir yanda da pratisyenliğin değersizleştirildiği, doktorların emeklerinin karşılıksız kaldığı,  zaman zaman şiddete maruz kaldığı, hayatlarının ucuzlaştırıldığı kaygısını da duymadan edemiyorum. TUS adı altında çoktan seçmeli bir sınavla hekimlik statümüzün belirlendiği, zorlu süreç de çabası.

Değerli konuklar,

Böyle anlamlı ve özel bir günde çok daha coşkulu konuşmak isterdim. Fakat yüreğimiz acı ve öfke dolu…

Bildiğiniz gibi 29 Mayıs günü Samsun’da Uz. Dr. Kamil Furtun abimiz hastanede görevi başında katledildi. Daha önceki senelerde de Melike ablamızı, Ersin abimizi ve belki de basına yansımayan birçok hekim ve sağlık çalışanını sağlıkta şiddete kurban verdik.

Bu son olayın üzerine eylemler yaptık, iş bıraktık. Sosyal medyada çeşitli paylaşımlarda bulunduk. Siyah kurdeleler koyduk profil fotoğraflarımıza. Şüphesiz bugünlere bir anda ve sebepsiz yere gelmedik. Sağlıkta reform adı altında, kendi doktorunu kendin seç uygulamasıyla; hasta-hekim karşı karşıya getirildi. Performans sistemi dayatması ile hekimin 5 dakikada 1 hasta bakması istendi. Kuyruklarda bekleyip sırası gelmeyen hasta ve yakınının doktora sözlü veya fiziksel şiddeti bir hak olarak gösterildi. Hekimlerin iş gücünün ağırlığından, can güvenliğinin olmadığından çok bahsettik. Ama değişen hiç birşey olmadı. Sağlık Bakanlığı daha kaliteli, daha güvenli bir sisteme geçmedi. Şiddeti önleyici tedbirleri almadı. Çalışanlarına sahip çıkmak için yasal düzenlemelerde bulunmadı.

Artık kendimize “peki sıra bugün hangimizde?” sorusunu sormaktan bıktık. Saldırılar, şiddet bitti mi sanıyorsunuz? Her gün poliklinikte hak etmediğimiz onlarca sözlü tacize maruz kalıyoruz. Bazen daha ileri gidip fiziksel tacizde bulunanlar oluyor.

Ne yazık ki bizler, hak ettiğimiz değeri görmüyoruz. Mesleğe başlarken ettiğimiz yemine sadık kalarak halkın sağlığını iyileştirmeye çalışırken, birileri bizim canımıza kast ediyor.

Bizler Ankara Tıp Fakültesi’nin genç mezunları olarak, içinde bulunduğumuz bu olumsuz şartlara rağmen, can güvenliğimizin tehdit edilmediği, kutsal mesleğimizin yeniden hak ettiği değeri bulacağı güzel günlerin yakın zamanda geleceğini umarak, bu yönde çalışmayı ve mücadeleyi sürdüreceğimize söz veriyoruz. 

Sevdalısı olduğumuz hekimliğimizi hiçbir baskı altında kalmadan, hiçbir zorluktan yılmadan, canla başla yerine getirecek olmanın hazzı her şeyin ötesinde... Eğilmeden, bükülmeden doğru bildiğimiz ve öğrendiklerimizden şaşmadan, mesleğimizin kutsallığının bilinci ve şuuru içerisinde olacağız.

Bizler bugün Cumhuriyet’in ilk tıp fakültesinden,  hekimlik mesleğinin en başarılı, en tecrübeli hocalarından eğitim almış olmanın da gurur ve heyecanı içindeyiz. Değerli hocalarım, sizler belki şimdi bizleri mezun edip kurtulacağınızı düşünüyor olabilirsiniz ama yanılıyorsunuz. Sizlerin engin bilgi ve deneyimlerinizi öyle kolay bırakmayacağız.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi tekrar saygıyla selamlıyor, Atatürk ilke ve inkılaplarının ışığında yolumuzun açık geleceğimiz in aydınlık olmasını diliyorum.

 

Değerli hocalarım, Değerli ailelerimiz,

İyi ki vardınız… İyi ki varsınız… Hep var olun…

Saygılarımla…

Dr. Fatma Zehra BABAYİĞİT

05.06.2015 Ankara