Geri Dönüş    

A.Ü. Tıp Fakültesi
Prof.Dr. Recep Akdur, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı, Halk Sağlığı
1-7 Mart 2008 Yeşilay Haftası nedeniyle, AA'ndan bir muhabirin yapmış olduğu röpörtajın Ajansın bülteninde yer alan şeklinin tam metnini aşağıya koydum. Bu röpörtaj bazı gazetelerde ve birçok digital ortamda çeşitli alıntılarla haber haline getirilmiştir
   

-YEŞİLAY HAFTASI...

-İÇKİ VE SİGARA KULLANMAYANLARI TARİF İÇİN KULLANILAN

''YEŞİLAYCI OLMAK'' DEYİMİNİ TOPLUMA KAZANDIRAN YEŞİLAY

DERNEĞİNİN KURULUŞ TARİHİNİ İÇİNE ALAN HAFTADA, ZARARLI

ALIŞKANLIKLARA BİR KEZ DAHA DİKKAT ÇEKİLECEK

-ANKARA ÜNİVERSİTESİNDEN PROF. DR. AKDUR:  ''YABANCI TÜTÜN ŞİRKETLERİ AZALAN SATIŞLARINI TÜRKİYE VE BENZERİ ÜLKELERDEN KARŞILAMAK AMACIYLA YASAYI DELEREK

ÇOCUK VE GENÇLERİ SİGARAYA BAŞLATMAK İÇİN HER TÜRLÜ

YÖNTEME BAŞVURUYOR'' DEDİ

 

ANKARA (A.A) - 01.03.2008- Selma Bıyıklı - Toplumda zararlı madde kullanımının engellenmesi amacıyla ''Hilal-i Ahdar Cemiyeti'' adıyla kurulan, içki ve sigara gibi kötü alışkanlıkları olmayanları tarif için kullanılan ''yeşilaycı olmak'' deyimini topluma kazandıran Yeşilay Derneği 88 yaşında.

Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman Bey ve Şeyhül İslam Haydarizade İbrahim Efendi'nin önderliğinde 5 Mart 1920'de faaliyete geçirilen derneğin kuruluş yıldönümünü de içine alan Yeşilay Haftası'nda sigara, alkol ve uyuşturucu maddelerin zararlarına bir kez daha dikkat çekilecek.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de 1996 yılına kadar sigara kullananların oranının hızla arttığını, ancak 4207 sayılı Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun'un söz konusu yılda yürürlüğe girmesinden sonra bu artışın hız kestiğini söyledi.

Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumunun (TAPDK) verilerine göre, ülkedeki sigara tüketiminin 2003-2006 yılları arasında yatay bir seyir izlediğini belirten Akdur, kısa bir süre önce yürürlüğe giren 5727 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanunun, sigarayla mücadelede çok önemli bir fırsat olduğunu kaydetti.

Akdur, ''Ancak yabancı tütün şirketleri azalan satışlarını Türkiye ve benzeri ülkelerden karşılamak amacıyla bu yasayı delerek çocuk ve gençleri sigaraya başlatmak için her türlü yol ve yönteme başvuruyor'' görüşünü dile getirdi.

Türkiye'de sigaraya başlama yaşının gittikçe düştüğünü belirten Akdur, üniversite öğrencilerinin yüzde        23-48, lise öğrencilerinin yüzde 20, 7-13 yaşı grubu ilkokul öğrencilerinin ise yüzde 11,7'sinin sigara içtiğini bildirdi.

Türkiye'deki sigara tüketiminin son 10 yılda yüzde 50 arttığını, kanun titizlikle ve özenle uygulanmazsa 2050 yılına gelindiğinde 1 yılda sigaradan ölenlerin sayısının 240 bine ulaşacağını anlatan Akdur, sigarayla mücadele yasasının uygulanmasının çok ciddiye alınması gerektiğini kaydetti. 

Son yasal düzenlemeyle sigara tüketimindeki artışın durması, hatta hızla azalmasının beklendiğini ifade eden Akdur, ''Kanunun eksiksiz uygulanması için başta kamu kuruluşları ve aydınlar olmak üzere toplumun her kesimine önemli görevler düşüyor'' dedi.

 

-''TÜTÜN KULLANIMI EN ÖNEMLİ SAĞLIK SORUNU''-

Türkiye'de halen 17 milyon sigara bağımlısı bulunduğunu kaydeden Akdur, tütün ve tütün ürünlerinin yol açtığı sağlık sorunları nedeniyle ülkede saatte 12, günde 300, bir yılda ise 117 bin kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Akdur, sigaranın neden olduğu sağlık sorunlarıyla ilgili şunları kaydetti:

-''Sigara, bedenin her türlü biyolojik ve fizyolojik yeteneğini sınırlar ve zayıflatır. Başka bir anlatımla bedenin direncini azaltır. Bu nedenle her türden hastalık sigara içenlerde içmeyenlere göre daha kolay yerleşir, daha ağır seyreder ve daha zor tedavi edilir.

-Sigara bedenin her türlü fizik gücünü sınırlar ve zayıflatır. Sigara içenler halsizdir, çok daha çabuk yorulurlar. Bu nedenle sigara içenlerin üretimleri daha düşüktür. Ayrıca nikotin yoksunluğu nedeniyle sık sık mola verme gereksimi duyarlar ve çalışmalarını kesintiye uğratırlar.

-Sigara her türlü beyinsel yeteneği sınırlar ve zayıflatır. Sigara içenlerin öğrenme yeti ve kapasitesi daha düşüktür, yaratıcılıkları azalır. Bu durum kısır bir döngü yaratır, beyin faaliyetine ve yaratıcılığa dayalı işlerle meşgul olanlar sigara içtikçe daha zor üretirler ve bunu daha çok sigara içerek dengelemeye çalışırlar. Böylece gittikçe artan miktarda sigara içerler.

-Sigara insanların toplumsal ilişkilerini sınırlar ve zayıflatır. Sigara içen insanlar etrafına zarar ve rahatsızlık verdiklerini bildiklerinden rahat bir iletişim içinde olamazlar. Bu nedenle de gittikçe içine kapanır ve ilişkileri zayıflar.''

 

-''OKUL VE BENZERİ YERLERİN ÇEVRESİNDE ALKOL SATIŞI YASAKLANMALI''-

Akdur, diğer zararlı alışkanlık olan alkolün ise ağır bir kronik karaciğer rahatsızlığı olan sirozun yanı sıra yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen gastrit, ülser, karaciğer iltihabı, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları, enfarktüs, pankreas yetersizliği, el ve ayaklarda uyuşma ve duyu kaybına yol açan sinir ve böbrek iltihabı gibi rahatsızlıklara neden olduğunu belirtti.

Alkolün ruh sağlığına olumsuz etkilerine de dikkati çeken Prof. Dr. Akdur, alkol bağımlılarının ilk başlarda şen şakrak ve neşeli kişiler gibi görünmelerine rağmen, giderek depresif hale dönüştüklerini söyledi. Akdur, alkol kullanımının toplumdaki en olumsuz sonuçlarından birinin de trafik kazaları olduğuna dikkat çekerek, ''Alkol alarak trafiğe çıkan herkes toplum için bir tehlikedir'' diye konuştu.

Alkol alışkanlığının gençler arasında yaygınlaştığına dikkati çeken Akdur, içimi kolay olan ve zararsız zannedilen bira gibi alkollü içeceklerin bu yaş grubundakiler tarafından alınması ve dozunun giderek artırılmasının bağımlılığa yol açtığı uyarısında bulundu.

Okul, dershaneler, kurslar ve spor alanları gibi gençlerin sıklıkla gittiği yerlerin çevresinde alkol satışının kesinlikle yasaklanması gerektiğini ifade eden Akdur, 18 yaşın altındakilere alkol satışı yapılmaması için denetimlerin sıkılaştırılması gerektiğini söyledi.

''Ben sadece bira içiyorum'' demenin bir yanılgı olduğunu, konuya alkol alımı açısından bakıldığında arada bir fark bulunmadığını ifade eden Akdur, ''Bir şişe bira; bir bardak şarap, bir kadeh rakı veya viski gibi sert içkiye eşdeğerdir'' dedi.

 

-BİRA TÜKETİMİ ARTIYOR-

Bira kullanımının alkol bağımlığına giden yolda önemli bir etken olduğunu belirten Akdur, Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu (TAPDK) rakamlarının bu içeceğin tüketiminin ülkede her geçen yıl daha da arttığını gösterdiğini bildirdi.

Türkiye'de 1990'dan sonra bira tüketiminin yıllık yüzde 6-7 oranında arttığını kaydeden Akdur, ''Bu, yılda 50-60 milyon litreye denk gelir. Türkiye'de tüketilen alkollü içkilerin yüzde 85 bira'' dedi.

Akdur, TAPDK'nın verilerine göre, 2007 yılının Ocak-Kasım ayları arasında Türkiye'de 921 milyon 139 bin 672 litre alkol tüketildiğini, bu miktarın bir önceki yıla göre 36 milyon 568 bin 605 litre daha fazla fazla olduğuna dikkati çekti. Akdur, ''Buradan hareketle Türkiye'deki alkol tüketiminde bir yılda yüzde 4,2 oranında bir artış olmuştur'' dedi.

 

-ALKOL VE UYUŞTURUCUNUN OLUMSUZ ETKİLERİ-

Akdur, alkolün insan sağlığına olumsuz etkilerini şöyle sıraladı:

-''Karaciğeri tahrip eder ve siroza neden olur,

-Beyni tahrip eder, sinir sistemini bozar, yürüme ve konuşma bozukluklarına, ellerde titremeye yol açar,

-Anne ve babası alkolik olan çocuklarda zihinsel ve bedensel gelişim geriliği sıkça görülür,

-Kalp ve kan dolaşımında tahribat, üreme organlarındaki tahribat nedeniyle kısırlık ve iktidarsızlık, zamanla çeşitli akıl ve ruh hastalıkları görülür.''

Uyuşturucu maddelerin sağlığa zararlarıyla ilgili olarak da Akdur, şunları kaydetti:

''-Solunum durmasına neden olabilir,

-Yüksek dozla bilinç kaybına, komaya hatta ölüme sebep olabilir,

-Zamanla ciddi fiziksel ve ruhsal bozukluklara sebebiyet verir,

-Çeşitli beyin hastalıklarına yol açar,

-İğne şeklinde kullananlar sarılığa ve çağımızın vebası olan AIDS hastalığına yakalanabilirler.''

(SBK-SÜF)