Geri Dönüş    

A.Ü. Tıp Fakültesi
Prof.Dr. Recep Akdur, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı, Halk Sağlığı
3-4 Mayıs 2008 tarihlerinde yapılan Ankara Tabip Odası seçimlerine,  yürütme kurulu başkanı olduğum   Ulusal Hekim Birliği'de( UHB) bir liste ile katıldı. Genel Kurul'da yaptığım konuşma UHB'nin görüş ve düşünceleri ile mevcut Ankara Tabip Odası  br TTB yönetinlerine yönelttiğimiz eliştiriler için öz ve özet bir metin. Merak edenler için bu metnin orjinal şeklini aşağıya koydum
   

Sayın Divan, Değerli Meslektaşlarım,

Hepinizi saygı ile selamlıyorum. ATO Genel kurulu’nun hekim haklarına ve halkın sağlığına olumlu sonuçlar doğurmasını diliyorum.

 

Konuşmama başlamadan önce, bu sabah TTB Merkez Konseyi Başkanına yapılan göz altı işlemini hem kendi adıma hem de Ulusal Hekim Birliği adına  şiddetle kınıyorum.

 Dört sene önce işlendiği söylenen ve İstanbul mahkemelerince takip edilen bir basın suçu nedeniyle  Ankara’da gerçekleştirilen bu göz altı işleminin Hükümetin  Oda seçimlerine bir müdahalesi olduğuna kuşku yoktur. Ancak bu müdahalenin yönü tartışmalıdır.

 

 

DEĞERLİ MESLEKTAŞLARIM,

 

 BİZ HEKİMLER ÇOK SIKINTILI GÜNLER YAŞIYORUZ

* Mütevazı muayenehanesinde hizmet üreterek, hekime yaraşır bir yaşam sürmek isteyen hekimler zor durumda. Hükümet uygulamaları nedeni ile ne yapacağını şaşırması yetmiyormuş gibi,  kapısına sıkça vergi memuru dayanıyor.

*  Geçimini sağlık merkezlerinde sağlamak isteyenler daha da zor durumda.  Her gün yeni bir düzeleme ve uygulama ile karşı karşıya.

* Kamuda çalışmak her anlamda macera haline geldi. Hekimler sözleşmeli statüye zorlanarak iş güvenceleri yok edildi. Buna direnmek isteyenler her gün sorguda, her yıl sürgünde. Hekimler ya mecburi hizmette ya sürgünde.

* Hekimlere yönelik şiddet kaygı verici boyutlardadır.

* Hükümetin uygulamaları her gün değişen yasa, yönetmelik ve genelgelerle sağlık ortamı bir karmaşaya sürüklenmiştir.

* Kamuda veya özelde çalışan tüm meslektaşlarımız, Cumhuriyet tarihimizin hiçbir döneminde olmadığı kadar, geleceğe ilişkin güvensiz ve belirsiz bir ortamda çalışmak durumunda bırakılmıştır.

* Genelde tüm sağlık sektöründe, özelde  mesleğimizin tüm uygulama biçimlerinde büyük bir kaos yaşanıyor. Bu uygulamaların tek bir hedefi var, sağlık hizmetlerini kamu alanının dışına çıkarmak, sağlık sektörünün tüm  ulusal nitelliklerini yok etmek, sağlık hizmetlerini ulus ötesi kartellerin açık pazarı haline getirmektir.

* Tüm hekimlerin birlikteliğini gerektiren böyle bir dönemde Ankara Tabip Odası ve Türk Tabipler Birliği  Merkez Konseyi’nin sahip olduğu anlayış ve izlediği çizgi, hekimlerin  odalardan ve TTB'den uzaklaşmalarına neden olmuştur.

 * Seçildikleri günden beri “hekim hakları ve  sağlık sorunlarıyla uğraşmaya  zaman bulmayan” , bundan da öte  “hekimlere ve hekim haklarına yabancılaşan”   Ankara Tabip Odası ve Türk Tabipler Birliği yönetimleri hekim kitle tabanından kopmuştur. Bu nedenle de etkinlik ve eylemlerinde hekimleri yanında bulamamıştır.. Konulan tüm eylemler sanal olmaktan öteye geçememiş, sözde “g(ör)evdeyiz” eylemleri ile hekimlerin ve kamu oyunun gözü boyanmaya çalışılmıştır.

 

DEĞERLİ ARKADAŞLARIM,

 

ULUSUMUZ SIKINTILI GÜNLER YAŞIYOR

* Bir yandan yurttaşlarımız en kaba ırkçı saldırılarla karşı karşıya, salt Türk oldukları için diri diri yakılıyor, yakılmak isteniyor.

* Öte yandan her türlü Bizans oyunları ve mikro milliyetçilik projeleri ile  ulusumuz bölük bölük bölünmek isteniyor

* İçinde bulunduğumuz “Küresel El Koyma Süreci” ve “Büyük Ortadoğu Projesi” ülkemizin bütünlüğü ve ulusal birliğimizi tehdit etmektedir. Bu durum, Türkiye'deki tüm ulusalcı/milliyetçi kişi, örgüt ve siyasi hareketin, her türlü siyasal çıkar ve çatışmaları bir yana bırakarak, ulusal birliğimiz ve bağımsızlığımızı savunmak için bir araya gelmesini, emperyalizm ve işbirlikçileri ile mücadele etmesini zorunlu kılmaktadır. Türkiye için yapılan bu tespit, TTB’nin de arasında bulunduğu tüm meslek odaları için de geçerlidir.

* Sağlıkta yaşanan tüm sıkıntıların kaynağı olan “sağlıkta dönüşüm projesi”  aslında hükümetin dış odaklı kamu reformu ve devleti yeniden yapılandırma projesinin  bir bileşenidir.  Küresel el koyma ve Büyük Ortadoğu Projesinin bir bileşeni ve sonucudur. Yani sağlıkta dönüşüm programı ile  Büyük Ortadoğu Projesi aynı senaryonun farklı parçalarıdır. Bu senaryonun dış ve iç aktörleri bellidir. Belli olan bu aktörlerden hiç çekinmiyoruz.

* İşte böyle bir dönemde Ankara Tabip Odası, Türk Tabipler Birliği ve yandaşı diğer oda yönetimlerinin gergiciliğe, bölücülüğe ve emperyalizme karşı sergiledikleri tavır, biz hekimleri tatmin etmemektedir. Tatmin etmek bir yana sergilenen tavır bizleri rahatsız etmektedir.   ATO yönetimi “ne ABD ne AB  Tam bağımsız Türkiye” diyen hekim tabanı ile aynı saflarda  değildir.

* “Ulus ve Cumhuriyet değerlerine sarılarak”  “gericiliğe ve bölücülüğe karşı çıkan hekimler” ile kenetlenememektedir. Çünkü Ankara Tabip Odası ve Türk Tabipleri Birliği yönetimleri marjinal bir siyası tutumu benimseyerek hekimlere yabancılaşmıştır.

 

           DEĞERLİ MESLEKTAŞLARIM,

 

            KARAMSAR DEĞİLİZ UMUT DOLUYUZ

* Kim ne derse desin, “Atatürk ve ulusal bilincin yaktığı meşale etrafı aydınlatmaktadır”. Taraflar birbirini görmektedir. Artık hiç kimse “demokrasi”, “ barış”, “kardeşlik” gibi kavramların arkasına saklanamayacaktır.. Sahte kardeşlik şalları birer birer düşmektedir. Gün işbirlikçileri gericiler ve bölücüler dışındaki tüm güçlerin birbirine kenetlenmesi ve tam bağımsızlık savaşında yerlerini alması günüdür.

* Bu duygu ve düşüncelerden hareket eden  Ulusal Hekim Birliği bundan sonra,  başta TTB ve Tabip Odaları olmak üzere tüm sağlık sektörüne müdahale edecektir. Bu müdahalede Tüm Cumhuriyetçi hekimleri Ulusal Hekim Birliği altında birleşmeye ve onun arkasında saf tutmaya çağırıyoruz

 

Değerli arkadaşlarım, BİZ ULUSAL HEKİM BİRLİĞİ OLARAK;

Sıralayacağım öz tümcelerle özetlenen düşüncelerle, önümüzdeki dönemde  ATO yönetimine talibiz,  Ankara’lı hekimlerin destekleriyle odamıza sahip çıkmak istiyoruz.

 

UHB, Tabip odalarının temel görevinin hekimlerin insanca yaşam koşulları, iş güvencesi ve mesleki gelişimlerinin sağlanması için mücadele etmek olduğunu savunur.

UHB, sağlık çalışanlarının, temel görevinin halka hizmet olduğunun bilincindedir.  Sağlık alanında taşeronlaştırmaya, yerelleştirmeye, özelleştirmeye, ve örgütsüzleştirmeye karşıdır. Sağlık hakkına ve sağlık çalışanlarına yönelik, bütün saldırı yasalarına karşı mücadele eder.

UHB, sağlığın bir sömürü alanı olmasını reddeder; bütün yurttaşlar için kamusal hak olarak tanımlar. Sağlığın, insanca iş ve yaşam koşullarından ve çevre, beslenme, barınma gibi temel haklardan bağımsız düşünülemeyeceğini kabul eder.

UHB, Türkiye’nin bağımsızlığı ve ulusun birliği, vatanın bölünmezliği savunulmadan hekim haklarının da halkın sağlığının da savunulamayacağına inanır.

UHB, sağlık alanındaki mücadelenin, küreselleşme adı altında ülkemize dayatılan AB, İMF ve Dünya Bankası politikalarına karşı mücadeleden ayrılamayacağını savunur;  bunun yolunun Ulusumuzu savunma, Cumhuriyetin Temel Değerlerine sarılma ve BOP ile mücadeleden geçtiğine inanır

UHB, gericiliğe, bölücülüğe ve emperyalizme şiddetle karşıdır. Cumhuriyet Devrimi ve kazanımlarına sahip çıkar;

UHB, başta Tabip odası yönetimleri olmak üzere tüm sağlık sektöründe bu anlayışı hakim kılmaya çalışmaktadır. Bölücü, gerici ve işbirlikçi olmayan tüm hekimleri bu düşüncelerde dayanışmaya  ve UHB’yi  desteklemeye çağırmaktadır  

 

Bu düşüncelerle hepinizi saygı ile selamlıyor odamıza sahip çıkmaya çağırıyoruz

Dr.Recep Akdur

 UHB Yürütme Kurulu Başkanı