Geri Dönüş    

A.Ü. Tıp Fakültesi
Prof.Dr. Recep Akdur, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı, Halk Sağlığı
Atatürk'ün Yolunda Ulusal Hekim Birliği Sempozyumu'ndaki konuşmaların bir kısmı Mete generaloğlu tarafından  Medi Magazin'de özetlendi . Örneğini aşağıda bulabilirsiniz
   

Atatürk’ün Yolunda UHB Sempozyumu Ankara’da yapıldı

Mete Generaloğlu/Ankara Medi Magazin 12-01-2009



Ulusal Hekim Birliği (UHB) tarafından düzenlenen “Atatürk’ün Yolunda Ulusal Hekim Birliği Sempozyumu,” Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi Salonu’nda gerçekleşti.

Sempozyuma, Tüm Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Alpaslan Işıklı, Antalya Tabip Odası Başkanı Dr. Selçuk Koçlar, UHB İstanbul Temsilcisi Doç. Dr. İrfan Gökçay, İzmir Tabip Odası Türk Tabipler Birliği (TTB) Büyük Kongre Delegesi Dr. Ceyhun Balcı ve UHB Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur konuşmacı olarak katıldı.

 

Sempozyum, UHB Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur’un açılış konuşmasıyla başladı. Prof. Dr. Akdur açılış konuşmasında, sempozyumun sağlık sektörünün içerisinde bulunduğu çok çeşitli sorunların tartışılması, uzman kişilerin bu konuda görüşlerinin alınması ve sempozyum sonucunda ortaya çıkan görüşlerin bir rapor haline getirilmesi amacıyla düzenlendiğini söyledi.

 

Türkiye’nin, hekimlerin ve vatandaşların sıkıntılı günler yaşadığını söyleyen Prof. Dr. Akdur, “Bir yandan küresel mali kriz yoksulluğu ve yoksunluğu omuzlarımızda hissettirirken, bir yandan da ulusumuzun tüm varlıkları satılıyor. Bir yandan, ulusal değerlerimize çok farklı yol ve yöntemlerle saldırılırken, “ulusal” kelimesi bir tehdit olarak algılatılırken, öte yandan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal’in fotoğraflarının resmi dairelerden indirilmesi, heykellerinin sokaklardan kaldırılması gündemde. Benim gençliğimde işbirlikçilik lafı en büyük hakaret olarak algılanırdı. Şimdi işbirlikçilik adeta övünülecek bir hale geldi” dedi.

 
Prof.Dr. Akdur, “Ulusal Kurtuluş Savaşı hazırlıkları ve savaş sırasında emperyalizmle iş birliği yapan, ulusunun sırtından, yurttaşının sırtından, devletinin sırtından vuran insanlardan özür dilenmesi isteniyor. Bu kampanyanın önderliğini de, şu anda hekimlerin bir örgütü olan, kamunun bir örgütü olan TTB Başkanı yapıyor. Biz şuna inanıyoruz ki, bunlar tamamen sanaldır. Gerek özelde hekimlerimiz, gerekse genelde yurtseverlerimiz, yurttaşlarımız bunun üstesinden gelecektir. Bu konuda en ufak bir karamsarlığımız yoktur. Bu bağlamda sempozyumumuzun çok başarılı geçeceğine inanıyorum. Dünden çok daha güçlü bir şekilde yolumuza devam edeceğiz.” diye konuştu.



Prof. Dr. Işıklı: Sömürüye açık durum UHD Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur’un açılış konuşmasını tamamlamasının ardından, “Tam Bağımsızlık ve Sağlık” başlıklı konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen, Tüm Öğretim Üyeleri Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Alpaslan Işıklı, sağlığın giderek sömürüye açık bir alan haline getirildiğini ifade etti. Prof. Dr. Işıklı, Dünya Sağlık Örgütü’nün tespitlerine göre, Brezilya’daki sezaryenle doğum oranının İngiltere’deki sezaryenle doğum oranının 7,5 katı olduğunu belirterek, “Bu verilere bakıldığında, insanların en çok kâr getiren yere doğru yönlendirildiğini görüyoruz. Yani en çok sağlık getirene değil, en çok kâr getirene yönlendirme gibi bir durum söz konusu. Burada sömürüye açık bir durum var. Bahsettiğim sömürü doktorla hasta arasında değil. Buradaki sömürü, sağlık sermayesi ile artık hasta değil, müşteri olarak görülen arasında. Peki doktor nerede? Doktor ya sağlık gereklerine uyacak, işletmesine kâr sağlamayan insan konumuna düşecek işten atılacak ya da işletmesine kar sağlayan yolları hastaya önerecek. Mesela, ‘aklın varsa sezaryen yaptır’ diyecek” şeklinde konuştu.



Sağlık sektöründeki patronların artık sektör dışındaki kişilerden oluştuğunu sözlerine ekleyen Prof. Dr. Işıklı, “Ülkeyi yöneten iktidar sosyal devletçi değilse, sağlığın önemini kavramış değilse, böyle bir iktidarın egemen olduğu bir ülkede özelde kamu da özelleştirildiği için bir farkı kalmayacaktır.” dedi. Işıklı, “Kamuyu öyle bir hale getiriyorlar ki, kamuda çalışmak imkânsız hale gelecek. Kişi hem olanaksızlık, hem kötü yönetim yüzünden mesleğini de icra edemeyecek hale gelecek. Bu bütün olarak halledilmesi gereken bir meseledir.



Doç. Dr. Gökçay: Uyutuluyoruz“:Kamusal Hak Olarak Sağlık” konulu konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen, UHB İstanbul Temsilcisi Doç. Dr. İrfan Gökçay ise konuşmasında, Türkiye’nin yaşadığı en büyük tecrübelerden birinin SSK tecrübesi olduğunu ifade ederek, “KİT’ler meselesiyle SSK meselesi çok ilişikli. Ulusal ekonominin kamu ağırlıklı büyük işletmelerini yaratma süreciyle, SSK’yı oluşturma süreci yan yana gidiyor. Yasalar değişti, kurumlar gitti filan ama, KİT hala devam eder. Türkiye önümüzdeki günlerde büyük ekonomik problemlerle karşılaşmaya gittiğinde, onun usullerinin bu kez bütün tedavi hizmetlerinde uygulanmasını gerektiren mahiyette deneyimler var orada. En basitini söyleyeyim, ilaç meselesi. Peki buradaki SSK tecrübesi ne? SSK en düşük kaynakla, en fazla kesime gereken tedavi hizmetini verdi. Gerekeni verdi, fazlası lazım değil. Fazlası zaten zarar. SSK’nın ilaç ürettiği fabrikasını kapattılar. Orada basit de olsa üretilen ilaçlar, şimdi yurt dışına kucak dolusu paralar ödenerek alınıyor. Peki bugün yapılan ne? Bugün milleti ilaca boğdular. Hapçı bir memleket, her yurttaş alıyor. Yapılan işin özeti daha fazla poliklinik daha fazla ameliyat, daha fazla ilaç. İlaçla uyutuluyoruz” dedi.



Dr. Balcı: Hekimler büyük işletmelerin değersiz çalışanları haline dönüştürülüyor
:İzmir Tabip Odası TTB Büyük Kongre Delegesi Dr. Ceyhun Balcı ise, “Özlük Haklarımız ve Meslek Örgütleri” konulu konuşmasında, Sağlıkta Dönüşüm Programı ilerledikçe, sağlık çalışanlarının özlük haklarının tam tersi orantıyla gerilediğini ifade etti. Ceyhun, “Sağlıkta dönüşüm derinleştikçe, ilerledikçe özlük hakları ters orantılı bir şekilde kaybolmaya yüz tutuyor. Özellikle radyoloji uzmanı, radyasyon onkolojisi ve nükleer tıp uzmanı meslektaşlarımızla ilgili bir gelişme, hâlâ da mahkeme sürecinde ve bazı kazanımlar elde edilebilir gibi görünüyor. Teknolojideki ilerlemeler ve radyasyonla karşılaşma konusundaki iyileşmeler, doğal olarak çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine yansıyacaktır. Ancak, bu duyarlılıktaki çalışmalar her nedense radyasyondan korunma ve aylıkların standardizasyonu konularında pek ilgi görmemekte” diye konuştu.